YORUMLAR

 

Bilâl Geniş'i tanımak

Bilâl Geniş Yoğurt Pazarında Z. Erdem İşhanı’nın bodrumunda gün ışığından mahrum atölyesinde resim çalışmalarını sürdürmektedir. Gülnar'ın bir köyünden yıllar önce gelmiş Mersin'e. Resim onun tutkusu çocukluğundan beri. Tuvallerini, boyalarını hep kendi yapmış. Yıllar önce üç tekerlekli el arabasına koyduğu resimleri ta Yenimahalle’nin yukarılarından sürüp getirerek şimdiki Atatürk evinin duvarının önünde halka sunar, durmadan resim yaparmış. Sanırım biraz muhasebeyle ilgisi de varmış ya hiçbir şey onun resim sevgisinin üzerine çıkamamış. Sonunda bu bodrum katında sanatını sürdürmeğe çalışıyor. Bilal’ın en büyük özelliklerinden biride çok sık sergi açmasıdır. Ayrıca öğrencilerinin- ki çoğunluğu bayanlardır-sergilerini açmaktadır. Batan ne diyor Bilâl; "Onlar evlerinden kalkıp buralara geliyorlar. Boyayla, boya kokusuyla tanışıyorlar. Resim yapmağa çalışırlarken çevredeki galerileri dolaşıyorlar, kitapları karıştırıyorlar. Genellikle evli çoluk çocuk sahibi insanlar bu kadınlar. Yaptıkları resimlerle övünüyorlar, onları birilerine göstermek istiyorlar. Bu küçücük,mekanda sergi açılmasını abartıyorlar. Eşleri, arkadaşları akrabaları geliyor. Durgun suya atılan taşın halkalar gibi giderek çoğalıyorlar büyüyorlar.

Son karma sergisini 20 Mayıs'ta açtı Bilâl. Ancak davetiyesinde basit bir hata yaptı. O öğrencilerini gönüllendirmek için artık profesyonelmiş birkaç sanatçının özel koleksiyonunda bulunan resimlerimde sergilediğ Ancak davetiyede bunu belirtmediği için haklı olarak eleştiriler aldı. Bilâl "Ama mutlu oldular" diyor gülerek. İçtenlikle.

Bilâl yaşamını ve ailesinin geçimini resme bağlamış. Resimleri çok değişik. Bir tasım resimleri tamamen Anadolu lokantalarında, kebapçı dükkanlarında gördüğümüz şeyler. Deniz, Dağ Mehtap gibi şekerli şeyler. "Adam lokantasına poster yerine resimleri asıyor az şey mi?.Bir bakıma sanata katta değil mi? O insanlara birkaç milyara resim aldatamazsınız, ama bunları alabiliyorlar." diyor Bilâl Geniş. Diğer çalışması ise dışa vurumcu, soyut figüratif şeyler. Bazıları çokta güzel. Bu resimleri yaparken kimseden etkilenmiyor ve öğrencilerini bu yöne kesinlikle yönelmiyor.Bana göre en başarılı olduğu resimleri çok ince çalışma isteyen genellikle Rönesans dönemi resimleri hatırlatan peyzajları. Bu yönüyle .oldukça güçlü.

Şu geçim derdi olmasa, varidatlı babası, anası, hanımının malı mülkü olsa o karanlık dehlizden çıksa sanrım ki birçok kişiyle aşık atacak kadar güzel yapıtlar verecektir. İ. Tatlıses'in dediği gibi "Güzel Sanatlar Fakültesi vardı da gitmedi mi" Basanlar Bilâl Geniş.

Rafet Van

Guiennes Rekorlar Kitabına aday

Bilal Geniş entel sanatçıların dışında tanıyanı ve seveni çok bir kişidir. Munis, sevecen, sıkıntıları yıllarca yaşayan ve sanatla, ilgilenen herkese olumlu yaklaşan nadir insanlardan "biridir. Resim sanatını yaşam tarzı olarak kabullenen ve bundan geçimini sağlamaya çalışan bütün olumsuzluklara karşın bu tutkusundan vazgeçmeyen bir yapısı var. Resim anlayışı ve resimleri her yönüyle eleştirilebilir. O eleştirileri açıktır. Güler yüzle karşılar bütün eleştirileri. Duvarın dibinde resim satan bir kişi içinde resim yapar, lokantasının duvarına resim koymak isteyen lokantacı için de. Kendi için de resimler yapar.

Bazen empresyonist bazen soyut. Değişik bir başka çalışması daha vardır. Kapris yapmayacak ve peşin hükümlerle yaklaşmayacak bir eleştirmen için çok enteresan gelecektir. O kimsenin övgüsünü istemiyor. O güneş görmeyen atölyesinde son derece mutlu. Sıkıntıları bile onu oradan ayıramıyor.

Bilal Geniş'in bir özelliği var. O da sık sık resim sergileri açmak. Atölyesinde resim yapan herkesi gönüllendiriyor. Onların resim sergilerini açıyor. Her onbeş günde bir ruhla resim yapmak isteyen çoğunluğu bayan öğrencileri bundan çok mutlular. Onların yakınları, dostları akrabaları da çok mutlular. Öyle olmasa sergi salonunu doldururlar mı?. Anneler, ablalar, enişteler.

Belki hiçbir akademik değeri yoktur o yapıtların. Ancak insanlar resim atölyesini dolaşıyorlar. Boya kokluyorlar, tuvali tanıyorlar. Suya atılmış bir taşın oluşturduğu halkalar gibi genişliyor. Bilal Güneş açtığı sergi sayıları ile eninde sonunda Guiness rekorlar kitabına girecek. Gidip o sergiyi de dolaşın ne kaybedeceksiniz. Ellibir kişinin çabaları belki de mutlu edecektir sizi.

Rafet Van

 

 

Şu Bizim Bob Ross Ressam Bilal Geniş

Resim sanatıyla veya güzel sanatların hiçbir dalıyla ilgili bile olmayan kişiler siz resim yaparken veya herhangi bir sergide karşılaştıkları zaman hemen “TRT 2 ‘de bir ressam var biliyorsunuz1 diye lafa girerler. Onun mucizevi çalışmalarını anlatmağa başlarlar. Bu anlatımın altında gizli bir övünç vardır. Yani bende sanattan anlıyorum, izliyorum havası. Nasıl yarım saat içinde görkemli manzara resimleri yaptığını anlatır dururlar. Bob Ross bir Amerikan vatandaşı. Hava Astsubayı. Uzun yıllar Alaska’da görev yapmış.Sıkıntısından aklında kalan veya "belleğine işlemiş olan sivri dağları, karla kaplı ormanları tuvallere -çalışmağa başlamış. Kimseden ders almamış, Amerika'da "bolca olmasına rağmen "bir kursa veya etkinliğe katılmamış. Resimleri satılmağa, aranmağa başlayınca TV'lerden teklif almış. 1995 yılında lenf kanserinden genç denilecek yaşta ölmüş. Şu anda onun eşinin ve menajerinin kurduğu şirket işlere devam ediyor. 300 TV kanalında programları gösteriliyor, eserleri astronomik fiyatlara satılıyor.

Bob Ross'un tip olarak ta, resim anlayışı bakımından da tıpa tıp benzeri kentimizde yaşıyor. Geçen gün Hürriyet Gazetesinin ilavesinde Bob Boss'la ilgili yazıyı okuyunca Bilal Geniş aklıma geldi. Yoğurt Pazarında Ciğerci Bahattin'in olduğu blokta zemin katta bir atölyesi var. Dar uzunca karanlık rutubetli bir mekan. Atölyesinde daima birkaç resim çalaşan bulunur. Öğrenci kelimesini kullanmak istemiyorum. Çünkü o resim dersi vermiyor, resim yapmak isteyenlerin önüne tuval koyuyor, fırça ve boya veriyor. İçlerinden geldiği gibi fotoğraflardan dağ, orman, çiçek, ev resimleri yapıyorlar. Zaman zaman O da Boss gibi kısa bilgiler veriyor.

Gülnar'ın bir köyünden. Ancak çocuk denilecek yaşta gelmiş Mersin'e. Bir kez danaya zmıştım: Kendi resimlerini yapıyor onları el arabasına koyup şimdiki Atatürk evinin önünde satmağa çalışıyormuş. Sunturas Yaylasında bir evi var. Torosları yaşıyor. Dimdik tepeler daracık derelerin, açık denizlerin resimlerini yapıyor. Bazen resimlerinin arasına bir şeyler saklıyor. İzleyicileri bunları bulunca çok bir seviniyorlar. Son sergisini Adana 75. Yıl Sanat Galerisinde açtı. Yoğun bir ilgi gördü sergi. Salona girenler uzun uzun bir dağ tepe yayla köy resimlerini seyrediyorlar. Resimlerin tamamı da satıldı. Ressam İsmail Acar'ın dediği gibi "çok satan ressam iyi ressamdır"

İnsanlar artık iç karartıcı, çok akademik resimleri istemiyorlar. Doğan Akçanın resimleri de aydınlık güncel bildiğimiz, özlemini çektiğimiz şeyler. O da Ankara ve İstanbul sergilerinde resimlerini sattı. Ancak birçok akademisyen satamıyor. Belki biraz tabana inmek gerekir. Mersinli Bob Boss 23 Nisan'da…

Rafet Van